Follow by Email

Cuma, Aralık 27, 2013

Gecenin verdiği ağır parfüm reveansında utangaçlığına sarıldım
Kadınlığın karşıladı kapıda turuncu sonbaharımı
Soğukta sırılsıklam dudaklarınla ısındım
Bir kasım hikayesi sardı toprağımı

Cumartesi, Aralık 07, 2013

Hoşgeldin Kadın

Erken sabahların mevsiminde sana yetişmeye çalışmanın yağmuru yağıyor şehrime
Islanma, sen erirsen kollarım sarar seni yasaklı bir evrende
Ve sinende saçların teninin ateşini yakar soğuk sabahlara çıkan çıkmazlarda
Yüksek kavuşmalar vardı sen yokken sana yazılanlarda
Gelişine yakın değişti mevsim, gelişine yakın döndü son seferinden tren
Gözlerinde iki dirhem acı kalmıştı, iki dirhem bir ben vardım karanda
Kızma çocuğa yanıyor o senin ellerinde, bir dünya çarpıyor diğerine ellerinle
Bir çocuk yatar pamukta bir de ciğer pare
Pamuk da saçlarıyla örüldü güzel kadının, hafif çekingen
Bulutun üşüdüğü geceyi güneş sarmaya gelir tüm bedeniyle
Ağlarsa bulut, güneş aşkın düşer içine
Sen saçlarını ört yine sinene, ben yanarım gözlerinin içinde, ben yanarım yine avuçlarının içinde
Düşen çoktur şehvetine, düşen çoktur hasretine
Tut bu sefer düşen küçük bir çocuk gözbebeklerine.

Salı, Ekim 08, 2013

Odunlar da şarkı dinleyip dans edebilir.

Hayli vakti yerinde bir gece vakti tohumun toprağa düştüğü ince mevsimin serin sabahlarina doğru müzik eşliğinde bir giriş yapalim. 
Aslinda zor olmayan hayatlarin zor kisimlarinda köşeye sikistigimizdan dunyanin en büyük yükünü sirtlamis hissine kapiliyoruz her an. Bizler bu dünyanın günahlarının hesabını veren aciz odun parçalarıyız. Kırmızıyla mai'yi ya da artık hangi kitapdıysa onu bir okuyun, ben henüz okumadım fakat merak ediyorum siz bana anlatırsınız. Tom Waits, bizim Can Gox'un Wrong Side Of The Road nüktesini damarlarıma enjekte ediyor şu anda. Ve eğer isterseniz bir paket Kent yanı başımda ikram edebilirim, yemin ederim ki bu şarkıyla çok iyi gidiyor. İzlediğiniz aşk filmlerindeki smoking sahnesinde hissedebilirsiniz kendinizi. Aslında yanında da en güzel sütlü bir kahve giderdi ama malum çay kıskanıyor. İçimi ısıtacak şeylere ihtiyacım var şu sıralar. 
Korkmayın uyuşturucu yok bu kısımda.
Biraz Placebo etkisi kattım sadece,  uyuşturduğunu zannettiriyor bana. 20'li yaşların sonları, bu zaman dilimine kadar hayattan biraz da olsa ders alabildiyseniz eğer koy götüne Bukowski yazsın felsefesine katkıda bulunmuştursunuz mutlaka..
Teoman kadar da klasikleşmeyin mesela, şarkılarınız ota boka dinlenecek hale gelmesin, bazen kahveyle gidin bazense bir bankta otururken iyi gelsin şarkılarınız.. Tabi aranızda şarkı söylemek isteyen varsa.
Liz Durrett'ın November'ı ise kasımda aşkların harbiden bi başka olabilmesi ihtimalini getirmeli aklınıza çün ki lanet olsun ki başım göğe ermesin ki 3 Kasım'da adım atmışım doktorun kucağına.
Odunlar da şarkı dinleyip dans edebilir.
Hatta yanıp tutuşma uğruna tütün bile sarabilirler.
Sizden bir isteğim var ! 
Ne olur artık bana bakın ve hiç de olmazsa bir odun kadar değer verin ! 
Eğer sadece kısa süreliğine bile sizi ısıtabileceksem bırakın doğalgaz yerine bunu ben yapayım !

Pazar, Ağustos 11, 2013

Ver koordinatları dinliycem


Psikolojimi sikerten bir şarkının karşısında durup büyüksün abi eyvallah da gözünü seveyim hatırlatma bana boktan geçmişimi diyesim var. Fakat lakin gel gelelim ki dün götümü hangi selpakla sildiğimi hatırlamazken her bir şarkının ayrı ayrı hangi koordinatlarda dinlendiğini hatırlıyorum.
Neyse sikmişim geçmişimi, ben placebo dinliycem.

Perşembe, Haziran 27, 2013

Gecenin hüzne teşvik eden son noktası

Gecenin kör doğruları,
Ve sen aşkın mecali kalmamış son iki hecesi,
Adını duvarlardaki plaklara adamış bir şairin heves sancıları,
Sen bizi biz yapan anlamlı tümleç kurulumları,
Düşün ki düşlerim seni bende saklayan tek rüya damlası, 
Cam kırıklarında her bir çiziğin acılı kanaması,
Sevgilim, sevgilim bizler hangi yalanla inandık birbirimize,
Herhangi bir romanda geçmiyordu bu aşk,
Oysa aşk bizi nerde görse tanırdı,
Bir başka gönülü sevda edinmeye ne hacet be sevgili,
Aşıklarla dert etmeyelim aşkı cehennem,
Söyle ki bilsin bu hüzün bende saklı kalanı, 
Gecenin hüzne teşvik eden son noktası,
Gözlerin hırsızlığa değen en güzel yasağı,
Şehvetli ellerinde buluşan aşkın en kör parçası.

Cuma, Mayıs 31, 2013

Gecenin Aşk Sınırında

Bu sana son seferim diye haykıran bir dağ yolunda,
Mecali kalmayan dilsiz bir citroen,
Arabada aptal bir saat var sana geç kalmak üzere kurduğum,
Gecenin emir kipiyle sesi kesilmiş ay ışığı, 
Ve o her şeyi sadakat muavini hissiyatıyla düzelten ellerin,
Bilirsin, Sen her daim büyük hayallere düşersin, 
Mesela beni sevmek beni düşünmek,
Aşırı sızlamayla aşamayacağın aşk virajları,
Burası ego'nun masa üstüne yatırıldığı kör nokta,
Önce ölmen gerek bu virajda,
Evet o klakson sesindeki acı ellerimi rehin etti sana,
Gecenin aşk sınırındayız sevgilim,
Gecenin üst apseye fırlatılmış çürük doğruları,
Bu sana son seferim diye haykıran citroen hız sınırında.

Cuma, Nisan 05, 2013

J'adore Masası

Acıların da sabrı vardı sevgilim, her alayda kırılırdı sombaharlar.
Ve aydınlık geceler asla yok olmazdı bir yalnızın romanında.
Biraz bükülürdü külleri o küredeki adamın, ve artık yağmazdı karlar.
Turuncu bir 80'lik plağıydı çalan 2 kişilik duvarda.
Sıcak olurdu karamel tadında italyanca romanlar.
Biz asla ıslanmamıştık halbuki o trabzanlarda.
Aslında çocuklar öpüşürdü yağmurlarla sevgilim.
Hüznü biz çok yakından tanımıştık pembe bir mevsimde.
Koruma iç güdüsünü bahane etmişdi sevenler.
Tam arkamdaydı gözyaşları bu şehrin.


Perşembe, Şubat 28, 2013

Çocuk Kaldım

Büyümeyi öğrenemedim. 
Her savaşında yenilen komutan yenilgisiyle çocuklaşır. 
Ve bir gün savaşmanın yanlışlığını öğrenir. 
Çocukken savaşmak dünyanın en kötü şeyidir, ve büyüdükçe savaşma isteğini geliştirir. 
Savaşmayı bir türlü beceremedim. 
Her seferinde yenildim. 
Ve insanların yenilgimle büyümesini izledim. 
Hepsi benden sonra koca birer adam oluverdi. 
Ben çocuk kaldım, onlarsa adam zannındaydılar. 
Ama bildim ki kaldırdığım her götün pilotu bendim. 
Kamikazeyi öğrettim büyümüşlere, havadayken çakılmayı öğrettim.

Cumartesi, Şubat 23, 2013

Değişin

Kimse için değişmeyin, yapbozun iki parçası her zaman zıttır. Aynı olan iki parça birbirine uymaz asla.

Perşembe, Ocak 31, 2013

Bekleyen insanlarız

Gitmemiz gerek, aşkları kalbimize toparlayıp, yalnızlıklarımızı avucumuzda saklayıp, sonbaharı arkamızda bırakarak gitmeliyiz. Gidişlerimiz baharı getirmeli, ve kalbimiz örselenmeli, aşka inanmayı öğreticez aşklara. Ve öğreneceğiz sevince acının güzelliğini, tatlarda aşkı bulacağız..

Cumartesi, Ocak 26, 2013

80'liklerin bitti

Size hayatı tanıtan insan bir anda ölürse siz de bir anlamda ölürsünüz. Yaşarken ölmeyi bilirsiniz. Led Zeppelin öldü, Pink Floyd öldü, Koop öldü.. O ölünce geçmişiniz ölmüş olur. Yazdıklarınız yırtılır eski sayfalardan. Biten sonbahar olur, kış gelir ölürsünüz. Göremeden ölürse insan, göremediklerini de öldürür. Ölüm ruhla alakalıdır elbet. Ruh olmadan da ölebilir insan. Rüyalarınızın bir anda köprüden atlaması acıtır kulaklarınızı. Biten bir yığın insan seline varır ve siz de 80'liklerinizi bitirirsiniz. Led Zeppelin'i özlersiniz. Özlüyorum, diyemezsiniz. 
Bitirirsiniz 
kışı da..