Follow by Email

Pazar, Mart 04, 2012

Bu geceyi de Parlayan Ay aydınlatsın.

            Kimi şarkılar vardır. Siz onları unutalı yıllar olmuştur ama onlar sizi ve hatıralarınızı unutmazlar. Bir kaç yıl önce bir şarkıyı sevdiğiniz kadın için dinliyorsanız, o şarkı sizden öcünü almadan kesmez sesini, hayatınızda yeni aşklar yeni heyecanlar varken radyoda duyduğunuz bir melodi veya geçmişi kurcalarken bulduğunuz bir parça adeta sizden öcünü almak için içinizde bir parlamaya bir hüzne neden olur. Belki gözünüzde küçük bir damla göz yaşına sebep olur belki de o anki sakin ruh halinizi paramparça etmeye bile yeter. Ama nedense bütün şarkılar anlaşmışlardır birbirleriyle. Sizden hepsi öcünü aynı anda almak üzere. Aynı anda onca anıyı, onca acıyı tekrar alevlendirirler. Ama bunu en tatlı halleriyle başarırlar. Çünkü şarkılarda duyduğunuz huzur duygusunu çoğu kadın size yaşatamaz. Ve siz mutluluğu bir kadında bulduğunuzda ve artık şarkılarla ilgilenmemeye başladığınızda kendilerini aldatılmış gibi hissederler şarkılar. Yine de şarkılar bizim ölü aşklarımıza rağmen şu dünyadaki en canlı yaratıklar.
           
             Eğer bir şarkıyı veya şarkıcıyı size bir kadın tanıttıysa ve dinlettiyse artık en sevdiğiniz şarkıcı olur o kadının şarkıcısı. Ve artık, nasıl bir düzense, çevrenizdeki çoğu insandan o şarkıların isimlerini duymaya başlarsınız. Bu Allahın size en büyük hediyesiymiş gibi gelebilir, çünkü artık o kadını unutmanız imkansız bir hal alır. Belki de şarkıların en güzel yanıdır bu. Hele bazı şarkılar vardır. Yüzünü hiç görmediğiniz sevgilinizi onun size dinlettiği şarkıları tekrar tekrar dinleyip daha da sevmeye başlarsınız. Ama onun gözünde belki sadece bir arkadaşa ithaf edilmiş bir şarkıdan ibaretdirsiniz. Ama bilirsiniz ki o sizin Led Zeppelin aşkınızdır. Led Zeppelini ilk onunla dinlemiştirsiniz. Ya da size "babe im gonna leave you" şarkısını ilk o yollamıştır. Her "Hey You" dinleyişinizde ona yazdığınız mektubun sayfalarının yırtılışı gelir gözünüzün önüne. Onun en sevdiği solo da "Stairway to heaven" dır bu arada. Takarsınız kulaklığınızı kulağınıza ve çıkarsınız göğün sizi kucakladığı o geceye, ve karşınızda en sade güzelliğiyle bembeyaz bir Ay vardır. Parlayan Ay. Ve bu gece vakti eğer Ay yanınızda olmasaydı bu koskoca karanlığın içinde Pink Floyd bile sizi terk edebilirdi. Daha dinlemediğiniz çok şarkı var, onun henüz size dinletmediği şarkılar. Artık tek duanız başka şarkılar dinletecek kadınların karşınıza çıkmaması hepinizin. Bak yine eski bir şarkıya rastladım ve ekranda gördüğüm isimde bir ay parıltısı vardı. Ve yine söylüyorum, "Kimseyi tanımadım ben senden daha özel".

4 yorum:

  1. bizim için yine aşkı anlatan şarkıları ifade eden sembollere sahipse kimi melodiler bırakalım hard rock'ın simyacılarını, bırakalım psychedelic rock ile politik sarkazmın içine girenleri, bırakalım da özelken özel kalmaya devam etsinler, tıpkı zamanında dadaistlerin, sürrealistlerin ve kimi zaman -hatta- hippilerin barışçıl tutumunun durduğu çizgide antientellektüelizmin sözlere yansıması gibi. grunge ın aşk potansiyeli de cobain'in courtney love'ı kadardır ya.. neyse. şarkıları düşünmek her ahvalde güzel tabi.

    YanıtlaSil
  2. Amacım akımları sevdirmek falan değil, amacım yazmak, amacım hissettiklerimi okumak.

    YanıtlaSil
  3. Bloğunuzda birden çok güzel paylaşımlar var.Bu paylaşımlarınız için teşekkür eder ve Galvaniz çöp konteyner olarak başarılarınızın devamını dileriz.

    YanıtlaSil